Doğum Gününün Ardından Basquiat’ın Hayatına Bakış

Almanya’da ilk haftamdı. Hava soğuktu. Bulaşık yıkamaktan ellerim çatlamış  kanamaya başlamıştı. Fulda’da yaşlıların dışında kimse yoktu, canım sıkılıyordu. Yeni tanıştığım tam olarak arkadaşım bile sayılamayacak Polonyalı bir kız vardı, Natalia. Varşova’dan! Onun yanına çıktım. Oturduğu yeri pek iyi bilmediğimden önce başka odaların zillerine baktım, bolca Türk ismi vardı zillerin üzerinde. Sonra Natalia’nın odasını buldum. İçeri buyur etti. İçmeye başladığımız koyu kahvenin midemin hangi noktasında olduğunu hissedebiliyordum. Yeni bir ülkenin suyu bazen midemi bozuyor.

Natalia’nın Romanyalı oda arkadaşları arada bir muhabbete dahil oldu. Bazen de -daha sonra Rus olduğunu öğrendiğim- bir kız odanın içinde tur atıyordu, tam olarak o evde ne yaptığını kimin arkadaşı olduğunu bilmiyordum. Bu yoğun uluslararası iletişim ortamı hoşuma gitmiyor değildi. Bakınırken Natalia’yla sohbet etmeye devam ediyordum.

– Ellerim hep çatladı, krem almalıyım. Ha bir de çamaşır asmak için bi’ şeyler.
– Çamaşırlık alma! Benimkini kullanırsın.
– Sıkılıyorum, yapacak birşeyler arıyorum.
– Evet, şehir küçük. Dolaşınca hemen bitiyor.
– Gerçekten öyle, Frankfurt’a gidip geliyorum.
– Frankfurt güzel fikir. Ben de film izliyorum. Hatta istersen sana Basquiat filmini verebilirim. Seversin.

Jean-Michel Basquiat'ın bir fotoğrafı. İmaj Kaynağı: http://art110.wikispaces.com/Artist-Basquiat-Images

Jean-Michel Basquiat’ın bir fotoğrafı. İmaj Kaynağı: http://art110.wikispaces.com/Artist-Basquiat-Images

New York’u renklendirmeye pek bir meraklı olan graffiti sanatçısı Basquiat hakkında daha fazla bilgi edinmeye böyle başladım. Yoksa benim için graffitici SAMO olarak kalacaktı Jean-Michel Basquiat. Dünkü tarihin 22 Aralık yani Basquiat’ın doğum günü olması sebebiyle Basquiat’ın sanatla dolu biyografisine bir göz atmak hoş olacaktır diye düşündüm. 1970’li yılların başında sokak sanatçısı olarak kariyerine başlayan Basquiat 1980’li yıllarda bir ressam olarak, kariyerine yeni-dışavurumcu bir duruşla devam etti. İşlerinde eleştirel bir söyleve sahip olmayı tercih etti, özellikle ayrımcılığı eleştirmek konusunda sergilediği duruş onun üslubunun bir parçasıydı. Graffiti veya resim dışındaki görsel sanatların dışında müzik, şiir gibi alanlara da ilgi duyuyordu.

Babası Haitili, annesi Porto Rikolu olan Basquiat’ta varolan sanat konusundaki yeteneklilik daha çocukken öğretmenleri tarafından keşfedilmişti bile! 11 yaşındayken İngilizce, Fransızca ve İspanyolca konuşabiliyor olması da Basquiat’ın geleceğinin net bir işareteydi! Anne-babasının boşanmasının ardından, Basquiat 15 yaşındayken evden kaçmak gibi bir tercihte bulundu.  Washington Square Park’taki banklarda yatıyordu. Yakalandı, babasına geri götürüldü. Bir süre sonra Babası tarafından evden kovuldu, Brooklyn’de arkadaşlarıyla yaşamaya başladı. T-shirtler ve el yapımı kartpostallar yapıyordu.

1976’da Aşağı Manhattan’ın duvarlarını SAMO tagleriyle doldurduktan sonra 1979 yılında “SAMO is Dead” yazılarıyla graffitiden elini çektiğini sokaklardan duyurdu. 1979 yılında Basquiat televizyonda da görüldü. Ardından Test Pattern adlı bir noise-rock müzik grubu kurdu. 80’de Andy Warhol ile tanıştı. Bu önemli bir gelişmeydi. Basquiat’ın verdiği örnek eserlerden Warhol bir hayli etkilendi. Basquiat ve Warhol ortak çalışmalarda bulundu. 80’li yılların başında The Times Square Show’a katıldı.  1981’de Artforum dergisinde Rene Ricard tarafından hakkında “The Radiant Child”  adlı bir makale yayınlandı. Bu ona sanat dünyasında dikkatleri üzerine çekme fırsatı da sağlamıştı.

Basquiat 1983’te hip-hop dünyasına da adım attı.  Rammellzee ve. K-Rob gibi müzisyenlerle çalışarak 12″ rap single’ları üretti. Çalışmanın adı Beat Bop’tı. Single’ların kapağı Basquiat’ın çalışmasıyla kaplandı. Bu onu müzik ve sanat koleksiyonerleri için arzulanır bir eser haline de getirdi.

1985’te Andy Warhol ile Olympic Rings adlı çalışmayı yaptılar. Warhol’un olimpiyatları simgeleyen 5 halkanın farklı varyasyonlarını üretti. Basquiat ise çalışmayı kendi graffiti stiliyle sonrasında yorumladı.

1986 yılında Basquiat The New York Times’ın kapağında boy gösterdi, başlık ise “New Art, New Money: The Marketing of an American Artist” idi. Basquiat 1988 yılında hayatını kaybetti.

Kim yazdı bunu?

Oğuz Kuş

Dijital bellek tutucu.

Dadatart'ı takip etmeyi bırakmanı istemeyiz.

En yaratıcı sanat eserlerinden ve yeni açılan sergilerden hemen haberdar ol!

Mail kutuna bültenler gönderebiliriz.
veya
Haber akışına renk katmak için Facebook'ta takip et.